Dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2017 Perşembe
ÇAY SAATİ!
Bir zamanlar bu fotoğrafla bir yarışmaya katılmıştım. Blogun adını vermeyeceğim ama, sahibesinin adı Zeynep. Kendisi maalesef arkadaşına kazandırmak için elinden geleni yapmıştı basit bir hediye için! O zaman bu blog işinden soğuduğum dan uzunca bir süre uzak kaldım ve hiç bir yarışmaya katılmadım. Maalesef ülkemde neredeyse her şey yalan dolan, kandırmaca!
Eskileri karıştırırken rastladım bu fotoğrafa ve aklıma geldi birden...
Etiketler:
çay saati,
çay sunumu,
Dekorasyon,
Evimden,
Yemek tarifi
1 Ağustos 2013 Perşembe
Portakallı, tarçınlı Nazarlık
Bu aralar limon, portakal derken narenciye takılıyorum . Kilere astığım yeni nazarlığım... Hem kem gözlerden, hem güvelerden korusun diye:)
Bir tane uzun, mecburen bir tane de kısa yapabildim (portakal bitti, limonda olabilirdi ama uzun-kısa daha iyi olur diye düşündüm). Kilerin kapısına asıverdim ki gerçekten kurular böceklenmesin diye. Böylece 2 portakalla 2 kuş vurmuş oldum! Hem nazarlık, hem böcek savarlık :) Nazar boncuksuz olarak limon ve portakaldan dolap içlerine de yapacağım, malum güveden korumak için bu sefer.
Epey bir evvel aklımdaydı aslında bu tür bir nazarlık yapmak, ben bir mağazada farklı şekillerini görmüştüm ama benimki bana özel oldu. Evde epeydir duran iki portakalın(artık büzüşmüş olan) kabuğunu soydum ve şeritler halinde kestim. Naylon ipi 2 kat yaparak kafama göre biraz portakal, biraz tarçın kabuğu ve evde bulduğum bilumum nazar boncuklarını dizdim. Aslında karanfil de dizilecekti ama iğne ile delemedim, portakalların aralarına sokuşturdum. Bu arada tarçın kabuğunun ancak bazılarını suda bekleterek yumuşatabildim.
Bir tane uzun, mecburen bir tane de kısa yapabildim (portakal bitti, limonda olabilirdi ama uzun-kısa daha iyi olur diye düşündüm). Kilerin kapısına asıverdim ki gerçekten kurular böceklenmesin diye. Böylece 2 portakalla 2 kuş vurmuş oldum! Hem nazarlık, hem böcek savarlık :) Nazar boncuksuz olarak limon ve portakaldan dolap içlerine de yapacağım, malum güveden korumak için bu sefer.
19 Temmuz 2013 Cuma
Deniz kabuklarıyla Değişen Saksı
Halatı birkaç ay önce Ankara, Samanpazarından almıştım saksı için. Amacım sadece saksılardan birinin etrafını çevrelemekti ama Evim Dergisinde birde deniz kabuklarıyla süslenmiş olanı görünce tabii hemen kafamda şimşekler çakmaya başladı. Hazır deniz kenarındayken birkaç deniz kabuğu ve denizin yıprattığı ağaç dallarından topladım.
Sanmayın ki bütün bunları topladım. Çoğu daha önceden satın aldıklarım, ya da nikah şekeri olarak verilenlerden. Gün gelir, lazım olur değil mi ama!
Yıllar öncesinden evdeki biraz çatlamış olan bir saksıyı gözüme kestirdiğim. Hem halatım yetmeyeceğinden, hem de desenini kaybetmek istemediğimden yarım bıraktım. Yapılışı ise; tabii silikon tabancası kullanılarak etrafına yapıştırmaktan ibaret. Sonrada kafama göre kabukları yapıştırdım. Özellikle bitiş noktasını hedef aldım ki, çirkin görünmesin.
Sanmayın ki bütün bunları topladım. Çoğu daha önceden satın aldıklarım, ya da nikah şekeri olarak verilenlerden. Gün gelir, lazım olur değil mi ama!
Yıllar öncesinden evdeki biraz çatlamış olan bir saksıyı gözüme kestirdiğim. Hem halatım yetmeyeceğinden, hem de desenini kaybetmek istemediğimden yarım bıraktım. Yapılışı ise; tabii silikon tabancası kullanılarak etrafına yapıştırmaktan ibaret. Sonrada kafama göre kabukları yapıştırdım. Özellikle bitiş noktasını hedef aldım ki, çirkin görünmesin.
30 Mayıs 2013 Perşembe
Evim Dergisi
Evim Dergisi Haziran sayısında "Ne Kadar Yaratıcısın?" bölümünün ilk sayfasında benim de gönderdiğim çalışma çıkınca hem şaşırdım, hem de sevindim. Dergideki objelerin resimleri ile kendi tarzınızı anlatmanızı istemişlerdi. Bende tarzımı Country havası ağırlıklı Eklektik olarak belirtmiştim.
15 Mayıs 2013 Çarşamba
Takı Askısı
Uzun zamandır takılarımı asmak için ferforje askılık arıyordum. Geçenlerde English Home mağazasına uğradığımda aslında banyo için olan bu raf/askılığı gördüm ve işime yarar diye düşündüm.
Kolyeler asıldıktan sonra, diğer aksesuarlarıda yerleştirince tamam oldu. Artık takılar bir yerde, dağınıklığa son!
Kolyeler asıldıktan sonra, diğer aksesuarlarıda yerleştirince tamam oldu. Artık takılar bir yerde, dağınıklığa son!
14 Mayıs 2013 Salı
Yağmur Yağıyor
Bugün Ankara gene yağışlı. Usul usul yağan yağmurun tadı en güzel demli çayla çıkar diye düşündüm. Hem belki bu kara günlerin bulutunu dağıtmasa da, bir süre hafifletir diye umuyorum. Sağlıcakla kalın...
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Kara Tahta Boyadım
Sonunda benim de kara tahtam oldu. Ama bu son haline gelene dek epey bir şekle girdi.
Her zamanki gibi, önce tamamen beyaza boyandı. Ortası resim yaparken kullandığım siyah yağlı boya ile boyandı(birkaç kat) Renk olarak önce sarımsı bir renk aldı ve eskitildi. Daha sonra beğenilmeyip, şimdiki yeşile boyandı ve tekrar eskitildi. Üzerinde fırçanın tersiyle benekcikler kondurularak, çiçekler açtı. En nihayetinde önceden var olan tavşan iliştirildi.
Renkli tebeşirler alınarak ilk notumuz yazıldı...
Her zamanki gibi, önce tamamen beyaza boyandı. Ortası resim yaparken kullandığım siyah yağlı boya ile boyandı(birkaç kat) Renk olarak önce sarımsı bir renk aldı ve eskitildi. Daha sonra beğenilmeyip, şimdiki yeşile boyandı ve tekrar eskitildi. Üzerinde fırçanın tersiyle benekcikler kondurularak, çiçekler açtı. En nihayetinde önceden var olan tavşan iliştirildi.
Renkli tebeşirler alınarak ilk notumuz yazıldı...
29 Nisan 2013 Pazartesi
Boyanan Dresuar
İşte sonunda boyanan dresuarım karşınızda! Üzerindeki aksesurlar da doğal olarak değişti, ama aklımda farklı objeler var. İlk fırsatta alacağım, gözüme kestirdiğim ciciler var.
Bu aralar herşey beyaza boyandığından, şamdanlar da önceden nasiplerini almışlardı. Bir önceki yayında da belirtmiştim, herhangi bir beyaz plastik boya kullandığımı. Kapanan kadar beyaza boyadıktan sonra (aralarda ince zımparalayarak) eskitme boya kullandım ve kenarlarını hafif zımparaladım ki, hafif eskimiş görüntüsü versin.
Ekstradan ilk defa stencil çalıştım üzerine. İlk denemem olduğu için biraz acemilik çektim doğrusu.
Stencil şablonunu orantılayarak bantla tutturdum. Stencil fırçasına koyu kıvamdaki kahverengi boyadan alarak pat patladım, bekledim. 2.katı vurup kurumasını bekledim ve şablonu çıkardım. Ama bir baktım ki yanlardan boya taşmış. Canım çok sıkıldı ve ıslak bezle boyayı tümden sileyim, yeniden yapayım derken ortaya şimdiki şekli çıktı. İstemeden de olsa doğal bir hal almış oldu ve ben bunu çok sevdim.
Darısı diğer eşyaların başına diyelim (mi) ???
17 Nisan 2013 Çarşamba
Dresuar Boyama
Ne zamandır girişteki dresuara kötü kötü bakıyorum. Bir türlü kendimde o cesareti bulup, boyayamıştım. En nihayet gözümü karartıp, yağan yağmura aldırmadan, balkona çıkarıp fırçayı sürdüm. İki kat beyaz plastik boya ile üzerinden geçtim. Ben evdeki boyama işinden arta kalan herhangi bir su bazlı boyayı kullanıyorum, yani öyle özel bir boya değil. Gördüğünüz gibi şimdilik bu durumda. İnşallah yarın zımparalayıp, bir kat daha atacağım ve diğer işlemlere geçeceğim. Şimdiden gözüme hoş görünüyor... Aynaya el atıp atmamayı ondan sonra düşüneceğim.
13 Nisan 2013 Cumartesi
Kahveye Buyrun:)
Nihayet balkona masayı attık ve sezonu açtık. Herkesi kahveye bekliyorum:)
Bu çiçekleri (adını Muscari diye gördüm satılırken, ama Arap Sümbülü diye biliniyor) geçen yürüyüş yaparken kırlık alanda gördüm. Eşimle birkaç soğan çıkardık ve evdeki saksılara diktik. Bu ahşap kaba daha önce laleleri dikmiştim. Sonra beyaza ve yeşile boyadım. Mor çiçelerle çok iyi gittiğini düşünüyorum.
Bu kuş kafesini de sosyete pazarından çok ucuza aldım. Gerçek kuşu asla kapatamayacağımdan, süs kuşumuza yuva oldu.
Aslında siyah olan kancayı da beyaza boyadıktan hemen sonra yerine asıldı.
Bu çiçekleri (adını Muscari diye gördüm satılırken, ama Arap Sümbülü diye biliniyor) geçen yürüyüş yaparken kırlık alanda gördüm. Eşimle birkaç soğan çıkardık ve evdeki saksılara diktik. Bu ahşap kaba daha önce laleleri dikmiştim. Sonra beyaza ve yeşile boyadım. Mor çiçelerle çok iyi gittiğini düşünüyorum.
Bu kuş kafesini de sosyete pazarından çok ucuza aldım. Gerçek kuşu asla kapatamayacağımdan, süs kuşumuza yuva oldu.
Aslında siyah olan kancayı da beyaza boyadıktan hemen sonra yerine asıldı.
11 Nisan 2013 Perşembe
Meleklerim
Mutfağımın kapısına asılı olan melekleri daha önce yapmıştım. Bazı yerleri hamur kabartma çalışıldı. Artan dekopajlarla da bu üçlü panoyu çalıştım. Kenarlarını (yıllar öncesinde yaptığım gibi) ayakkabı boyası ile eskittim.
Meleklere hayran bir arkadaşım var, ona hediye gidecek. Umarım beğenmişsindir Müjdeciğim:)
Meleklere hayran bir arkadaşım var, ona hediye gidecek. Umarım beğenmişsindir Müjdeciğim:)
4 Nisan 2013 Perşembe
Teras Mutfağım
Malum bahar temizliği başladı. Bende bugün üst kattaki küçük mutfağa el attım. Burayı taşındığımızda teras için kullanırız diye yaptırmıştım. (Hoş şimdiye kadar pek kullandık denilemez!) Ama böylesi bir alanı da açıkcası başka türlü değerlendirmek aklıma gelmedi. Diğer komşuların yaptığı gibi, bende çamaşır makinamı buraya aldım. Çamaşırları burada yıkayıp, kurutuyorum.
Neyse hep country tarzı bir mutfağım olsun isterdim, tam olmasa da ustam fena birşey yapmadı. İstediğini anlatabilmek çok zor! Duvarın tümü taş kaplanacaktı ama, yarım bırakmışlar ben yokken! (İşin başında durmazsam olmaz zaten) Taşlar hala duruyor, bakalım usta bulursam tamamlatırım.
Asıl amacım çiçeklere bakım yapmakken, olayı büyüttüm. Bütün terası yağmur altında yıkadım, camları sildim ve mutfağa el attım. Yani bütün suç bu bitkilerde! Afrikalı biblolarda yıllar önce ilk evimi aldığımda arkadaşlarımın hediyesi (o zamanlar yeni gelmişti ülkemize ve pek pahalıydılar!) Onları da yeşillikler arasına koydum ki yabancılık çekmesinler:)
Evimdeki bitkilerin çoğu evlatlıktır. Atacak olanlar bana verirler, bende gereken ilgiyi gösterdiğimden yeterince mutlu olurlar.
Bu suluğu daha önce paylaşmıştım. Galvanize peçete çalışmıştım. İçinde de bahçemde yetiştirdiğim lavantalarım ve eşimin topladığı dikenler var.
Asılı olan ayakkabıları Hollanda dan almıştım. Resim ise 13 yıl önce büyük oğluşun basıldığı bir poster. Sağlık Bakanlığının "sigara içeni kim sever ki!" sloganı için Türkiye'ye dağıtılmıştı.
Rafları fazla doldurmadım. Sadece Karadenizden aldığın bakır servislerim, el koyduğum annemin İngiliz country tabağı, en sağda da zaten kuru olan gelin çiçeğim var.
Ve sonunda temiz bir mutfak! (en azından 1 hafta).....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)